Sihir
nedir? Dinimizdeki yeri...
İmansızlık, ahlâksızlık ve
aldatmak sihrin köküdür.
Bundan Dolayı
sihir nasıl yapılır , Sihirin çeşitleri veya
sihir kitaplarındaki konuları ayrıntı
yazmayacağim sadece sihrin ne olduğu ve
islamiyetteki yeri bizler için bilinmesi yeterli
konulardır.
Esrarengiz, gizli sebep
ile incelik, dış görünüşü itibariyle çekicilik
ve bir de kötü maksat sihrin niteliğini
belirler. Sihir, herşeyden önce kendi özünde bir
harika değildir. Sebebi herkes için
bilinmediğinden, olay bir harika gibi tahayyül
olunmaktadır. Bunun içindir ki, sebebi herkes
için bilinmeyen herhangi bir gerçek dahi, halkı
aldatmak için kullanıldığı zaman bir anlamda
sihir olur. Bu sebebin nazarî olarak
açıklanabilir bir halde bulunması şart da
değildir. Az çok taklit ile meydana
getirilebilmesi de kafidir.
Sihrin en büyük tesiri ruhlar
üzerindedir; fikirleri bozar, kalbleri çeler,
ahlâkı perişan eder, toplumların altını üstüne
getirirler. Şu halde sihrin aslı yoktur diye
aldanmamalıdır. Ve böyle sihirbazlardan
sakınmalıdır. Bununla beraber bunları yapanlar,
Allah’ın izni olmadıkça kimseye bir zarar
veremezler. Çünkü gerçek tesir ne sihirde, ne
sihirbazda, ne tabiatte, ne ruhta, ne yerde, ne
gökte, ne şeytanda, ne melektedir. Hakiki
müessir ancak ve ancak Allah’dır. Fayda ve zarar
denilen şey de ancak O’nun izni ile meydana
gelir. O halde her şeyden önce Allah’dan
korkmalı ve Allah’a sığınmalıdır ve bunlara
karşı koymak için de Allah’ın kitabına
sarılmalıdır. Allah’ın kitabını arkalarına atan
bu sihirbazlar çok iyi bilirler ki, Allah’ın
kitabını verip de sihri satın alan bir kimsenin,
elbette ahirette hiçbir nasibi yoktur. Bunun
sonu açıkça hüsrandır. Celâlim hakkı için
bunların, uğruna kendilerini sattıkları şey ne
kötü şeydir, amma keşke bunu biliyor olsalardı.
Gerçi bunlar sihrin sonunu ve onu yapan
sihirbazın ahiretten nasibi olmadığını ve sihre
aldananın sonunun sadece hüsran olduğunu
bilirler. Fakat yine de bu bilgilerine uygun
hareket etmedikleri için davranış biçimleri
cahilanedir. Diğer taraftan ahiret
nasipsizliğinin ne kadar korkunç bir şey
olduğunu bilmezler. Aslında sihrin asıl zararı
başkalarından çok yapanlaradır. Ömürlerini nasıl
çirkin şeylerle geçirdiklerini bilmezler.Kaynaklar:
1) Elmalı Tefsiri
Sihirbazlar ilimlerden,
edebiyattan, felsefeden, teknolojiden, hatta
tabiattaki garip ve acîp yaratılışlardan sû-i
istimaller ve istismarlar yaparak yararlanmasını
bilirler. Bu suretle gerçekleri gizlemek için
yazılmış nice felsefeler, nice romanlar, nice
tarih kılıklı hezeyanlar vardır. Vaktiyle hikmet
ehli kimselerin "Sakın domuzların boynuna inci
gerdanlıklar takmayın!" şeklindeki nasihatları,
ilmî gerçekleri ve yüksek hakikatleri, bu
gibilerin istismarından korumak içindi.
"Süleyman'ın
hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup
söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman
büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir
oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut
ile Mârut isimli iki meleğe indirileni
öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese:
Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış
inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye
öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile
koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa
büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye
zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda
vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri
satın alanların ahiretten nasibi olmadığını çok
iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini
sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu
anlasalardı!" (Bakara Suresi /102)
Sihir, insanlara yönelik olarak tabiat üstü
gizli güçlerin yardımı ve aracılığıyla belli bir
maksadı gerçekleştirmek ve belli bir gayeye
ulaşmak için uygulanan ve etkili olduğu kabul
edilen eylem; bir şeyin veya olayın gerçek
huviyetinden uzak olarak başka bir halinin
gösterilmesidir. Sihir, İslam'ın kesin olarak
yasaklayıp redettiği bir inanç ve işlem olup
tabiat kuvvetleriyle insanlara bir takım
etkilerin yapıldığı söylenen ilkel bir anlayış
ve olgudur.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Siz atın" dedi. Onlar atınca, insanların
gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve
büyük bir sihir gösterdiler."
(Araf suresi /116)
"...Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri
ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi
görünüyor."
(Taha Suresi /66)
|